Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) 1. dönem başvuruları başladı. 15 Mart 2026 tarihinde uygulanacak olan, Tıpta...
Sessiz Hasta – Altı Yıllık Sessizliğin Ardındaki Çığlık
Alicia Berenson, ünlü bir ressam. Kocası Gabriel’i altı kurşunla vurup öldürüyor. Sonra… tek kelime etmiyor. Altı yıl boyunca. Hiçbir sorguda, terapide, mahkemede. Sadece sessizlik.
Psikoterapist Theo Faber, bu sessizliğin nedenini çözmek için kendini Alicia’nın kaldığı psikiyatri kliniğine yerleştiriyor. Amacı basit: Onu konuşturmak. Ama ne kadar derine inerse, Alicia’nın sessizliğinin aslında bir kalkan olduğunu, altında çok daha korkunç bir gerçeğin yattığını fark ediyor. Ve o gerçek, sadece Alicia’yı değil, Theo’yu da yok etmeye başlıyor.
Kitap neden bu kadar bağımlılık yapıyor?
İlk 50 sayfada klasik bir cinayet gizemi gibi başlıyor, sonra yavaş yavaş psikolojik labirente dönüşüyor.
Her bölümde “acaba kim yalan söylüyor?” sorusu değişiyor. Okurken kendi algılarınıza güvenemiyorsunuz.
Twist o kadar ustaca ki, son 30 sayfada kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Çoğu okuyucu finalde “vay be, bunu nasıl göremedim” diyor.
Temalar ağır: kıskançlık, ihanet, bastırılmış travma, sanatın karanlık yüzü. Ama hiçbir zaman ağır gelmiyor; aksine sayfalar akıyor.
2026’da hâlâ konuşulmasının sebebi şu: Teknoloji çağında herkesin “sessiz” kaldığı anları var. Sosyal medyada gülümsüyoruz ama içimizde neler dönüyor? Alicia’nın sessizliği, hepimizin bastırdığı şeyleri yüzümüze vuruyor. Bitirdiğinizde telefonunuza bakarken bile bir an duraksıyorsunuz.

Eğer “Hizmetçi”, “None of This is True” ya da Freida McFadden kitaplarını sevdiyseniz, bu tam size göre. Ama uyarayım: Gece okumayın. Ya da gece okuyun ve sonrası için hazır olun.
Okuma süresi tahmini: Bir oturuşta 3-5 saat (çoğu kişi öyle bitiriyor).
Tavsiye seviyesi: Psikolojik gerilim seven herkesin okuması gerekenlerden.
Uyarı: Finalden sonra aynaya bakarken kendinizi sorgulayacaksınız.
Okuduktan sonra yorumlarda buluşalım: “Sen olsan Theo gibi o kliniğe girer miydin?” diye soracağım herkese.