Emtia fiyatlarında ‘savaş’ fiyatlandırması
Emtia fiyatlarında ‘savaş’ fiyatlandırması
2020’den bu yana etkisini hissettiren ve Ukrayna ve İran savaşları ile daha da derinleşen 2. Merkantilizm Dönemi, savaşların artık sadece cephede değil, piyasalarda da kazanılmasının şart olduğu bir dönemin içinde olduğumuz hatırlatıyor. Nitekim, beşinci haftasını dolduracak olan İran merkezli gerilim, küresel emtia piyasalarında görünmeyen ama son derece sert bir ‘fiyat savaşı’nı tetiklemiş durumda. Son birkaç haftada ortaya çıkan tablo çarpıcı; enerji emtialarında ortalama fiyat artışı yüzde 50‘ye yaklaşırken, gübre ve kimyasal girdilerde bu oran yüzde 30-45 bandına, tarımsal ürünlerde ise yüzde10-20 aralığına yerleşmiş durumda.
Jet yakıtındaki yüzde 90‘ı aşan sıçrama ve doğal gazdaki yüzde 50’nin üzerindeki artış, zincirin en tepesinde ciddi bir maliyet şoku oluştuğunu gösteriyor. Daha şimdide uzak noktalar arasında uçak biletleri fiyatlarında yüzde 25-30 artış gözlemlenmekte. IMF’in son değerlendirmesi, enerji fiyatlarında yüzde 10‘luk bir kalıcı artışın küresel enflasyonu yaklaşık 0,4 ila 0,6 puan yukarı taşıyacağına işaret ediyor. Mevcut artışların ölçeği düşünüldüğünde, sadece enerji fiyatları kanalı üzerinden dahi küresel enflasyon üzerinde 1,5-2 puanlık ek baskı oluşması ihtimali masada. Buna gıda ve lojistik maliyetleri de eklendiğinde, yılın ikinci yarısında küresel enflasyonun yeniden yukarı yönlü sert bir tırmanış göstermesi en güçlü bir senaryo olarak öne çıkıyor.
Nitekim Dünya Bankası’nın nisan başı analizinde dikkat çekici bir ade yer almakta: “Enerji şokları artık tek başına kalmıyor; gıda ve metal fiyatlarını da eş zamanlı tetikleyen çoklu şoklara dönüşüyor.” Bu tespit, bugün yaşananların klasik bir petrol krizi olmadığını, çok katmanlı bir arz baskısı olduğunu da ortaya koyuyor. BM Gıda ve Tarım Teşkilatı FAO cephesinde de benzer bir alarm gözleniyor. FAO’nun küresel gıda fiyat endeksi mart ayında yeniden yükselişe geçerken, özellikle gübre fiyatlarındaki sıçramanın ‘henüz tam olarak gıda fiyatlarına yansımadığı’ da vurgulanıyor. Bu tespitler şu anlama geliyor: Asıl gıda enflasyonu dalgasıhenüz kapıda.
Bir diğer dikkat çekici tespit ise, Uluslararası Enerji Ajansı’ndan (IEA) gelmekte Ajans, Körfez’deki mevcut gerilimin, küresel petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği kritik hatlarda ‘kalıcı risk primi’ oluşturduğunu ve bu primin jeopolitik tansiyon düşse bile, uzunca bir süre daha fiyatlardan tamamen geri alınmayabileceğini belirtiyor. Yani küresel piyasalar ve oyuncular savaşın kendisinden çok, riskin kalıcılığını fiyatlamaktalar. Üstelik bu tabloyu ağırlaştıran sadece çatışma değil. ABD’de Trump’ın çelik, alüminyum ve bakır gibi stratejik metallere getirdiği yüzde 25‘lik gümrük tarifesi, küresel metal piyasasında yeni bir daralma oluştururken; Çin başta olmak üzere bazı ülkelerin stratejik emtia ihracatına sınırlamalar getirmesi, ‘ürün ve stok ; ama arz olarak piyasaya çıkmıyor’ paradoksunu doğuruyor.
Uluslararası kuruluşların senaryoları da bu çok katmanlı baskıyı teyit etmekte. Eğer çatışma kısa sürede sona ererse, fiyatlarda bir miktar geri çekilme bekleniyor. Ancak DünyaBankası‘na göre bu geri çekilme ilk etapta sınırlı kalacak ve emtia fiyatları ‘Kovid-19’ sonrası ortalamaların belirgin şekilde üzerinde kalmaya devam edecek. Savaşın üç aya kadar uzaması halinde ise, IMF ve OECD senaryoları, küresel enflasyonda yeniden hızlanma ve büyümede aşağı yönlü revizyonlara işaret ediyor. Bu durumda özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için çt yönlü baskı kaçınılmaz hale gelecek. En riskli senaryo ise çatışmanın üç aydan daha da uzaması ve Hürmüz hattında ağır bir tıkanma yaşanması.
Böyle bir durumda, uluslararası uzmanların analizleri, petrol fiyatlarında ikinci birsıçrama dalgasına ve küresel ticaret hacminde hissedilir daralmaya işaret ediyor. Bugün emtia piyasalarında fiyatlar sadece arz-talep dengesiyle değil, korku, beklenti ve stratejik hamlelerle belirleniyor. Ülkeler stok yapıyor, ihracatı kısıtlıyor, şirketler risk primi ekliyor. Ortaya çıkan yeni denklemin adı ise açık: ‘savaş fiyatlandırması’. Ve belki de en kritik soru şu: Bu fiyatlar savaş bittiğinde düşecek mi, yoksa yüksek fiyatlar ‘yeni normal’ mi olacak? Mevcut tablo ikinci ihtimali daha güçlü kılıyor gibi.